• Amphiregülin hastalık gelişiminde ön planda olmayabilir
• Yaşla birlikte EGFR düzeylerindeki artış, reaktif astrogliozis ile ilişkili olabilir
• Şizofrenide beyin omurilik sıvısı ve dokusu üzerine daha fazla çalışma gereklidir
Giriş ve Amaç: Son dönemde artan kanıtlar, ergenlikten itibaren görülen sinaptik budamanın şizofreni patogenezinde kritik bir rol oynadığını ve kontrolsüz sinaptik budamanın kontrolsüz apoptoz ile ilişkili olabileceğini göstermektedir. Enflamasyon ve apoptozdaki rolü nedeniyle amphiregulin bu süreçte etkili olabilir. İlk atak psikoz hastaları ile kontrol grubu arasında yapmayı planladığımız bu çalışmada, Amphiregulin/Epidermal Büyüme Faktör Reseptör (EGFR) ilişkisinin şizofreni patogenezindeki rolünün gösterilmesi amaçlanmıştır.Yöntem: Çalışmamıza, ayaktan polikliniğimize başvuran veya kliniğimizde yatarak tedavi gören, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı Beşinci Baskıya (DSM-5) göre ilk kez psikotik hastalık spektrumuna ait bir tanı konulan, tedavi almamış 73 hasta ve sosyodemografik özellikler açısından hastalarla benzer, psikiyatrik veya herhangi bir kronik hastalık öyküsü olmayan 77 sağlıklı kontrol dâhil edilmiştir. Değerlendirme sırasında semptomlar, deneyimli bir psikiyatrist tarafından Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS) ile değerlendirilmiştir. Tüm katılımcılardan amphiregülin ve EGFR seviyelerini belirlemek için kan örnekleri alınmıştır.
Bulgular: Çalışmamızda, hasta grubunda amphiregülin ve EGFR seviyeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif bir korelasyon saptanmıştır. Ancak, serum amphiregülin ve EGFR seviyeleri, ilk atak psikoz hastaları ile sağlıklı kontrol grubu arasında anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Ayrıca hasta grubunda hem yaş hem de hastalık başlangıç yaşı ile EGFR serum seviyeleri arasında pozitif bir korelasyon bulunmuş, bu korelasyonun sağlıklı kontrol grubunda olmadığı dikkati çekmiştir.
Sonuç: Santral sinir sisteminde etkinlik gösterdiği reseptör ile benzer korelasyon göstermesi hastalık gelişim sürecinde amphiregülin düzeylerinin stabil rol oynadığı ve hastalık gelişiminde ön planda olmadığı şeklinde yorumlanabilir. Plazma nörotrofinlerinin gerçekten merkezi nörotrofin aktivitesini yansıtıp yansıtmadığı ise bilinmemektedir. Santral sinir sisteminde Treg’lerden salgılandığı düşünülen amphiregülinin seruma yansıması düşük kalmış olabilir bunun için özellikle şizofrenide beyin omurilik sıvısı ve beyin dokusu ile yapılacak ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
Anahtar Sözcükler: Amphiregulin, biyobelirteç, epidermal büyüme