• Sedimantasyon, hsCRP ve sigara kullanımı BD’de enflamatuvar rolü düşündürmektedir
• NSP ve tPA BD’nin ötimik fazı için potansiyel biyobelirteçler olarak hizmet edebilir
• NSP ile tPA ilişkisi, BD’de fibrinolitik sistemin etkisini gösterir
Giriş ve Amaç: Bipolar bozukluğun (BB) patofizyolojisi için çok sayıda hipotez önerilmiştir. Bu çalışma, BB’li hastalarda serum nöroserpin (NSP), doku plazminojen aktivatörü (tPA), interlökin-6 (IL-6), beyin türevli nörotrofik faktör (BDNF), yüksek duyarlı C-reaktif protein (hsCRP) ve sedimantasyon seviyelerini, enflamatuvar ve fibrinolitik sistem hipotezine dayanarak değerlendirerek BB’nin etiyopatogenezini anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızın ikinci amacı ise BB tip 1 tanılı hastalarda tPA ile NSP arasındaki ilişkiyi inceleyerek BB gelişme riskini saptayabilmekti.Yöntem: Çalışmaya BB tip 1 tanısı almış 80 ötimik ayaktan hasta ve 80 sağlıklı kontrol dâhil edildi. Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HAM-D) puanı 7’den düşük ve Young Mani Derecelendirme Ölçeği (YMRS) puanı 4’ten düşük olan ve son altı aydır mani, depresyon veya hipomani semptomları göstermeyen bireyler çalışmaya dâhil edildi. Her iki grupta da serum NSP, tPA, IL-6, BDNF, hsCRP ve sedimantasyon düzeyleri ölçüldü.
Bulgular: Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, NSP ve tPA düzeylerinin BB grubunda daha düşük olduğu bulundu (p<0,001). tPA ve NSP arasındaki ilişkiyi diğer değişkenleri dışlayarak analiz ettiğimizde, aralarında doğrusal bir ilişki olmadığını bulduk (p=0,027).
Sonuç: Bu bulgular, tPA ve NSP’nin BB tip 1 ötimik faz için potansiyel biyobelirteçler olarak hizmet edebileceğini düşündürmektedir. Bu biyobelirteçler BB’nin patofizyolojisinin anlaşılmasında yol gösterici olabilir.
Anahtar Sözcükler: Beyin türevli nörotrofik faktör, bipolar bozukluk,