Migrenin Yükü ile Yaşamak: “My Migraine Voice” Anketinin Türkiye Sonuçlarının Analizi

Arife ÇİMEN ATALAR , Manal BOZKURT , Zeynep ÇALIŞKAN , Pamela VO , Mustafa ERTAŞ , Betül BAYKAN
2021 Haziran - 58 (2)
DOI: 10.29399/npa.24780


 

Türkçe Özet


Amaç: Migren sık rastlanan, toplum ve birey açısından ciddi sosyal ve ekonomik kısıtlılık yaratan, kronik nörolojik bir hastalıktır. Bu çalışmada amaç, sık ataklı migreni olan (≥4 migren başağrılı gün/ay), mevcut profilaktik tedavilerden fayda görmemiş bireylerde, 31 ülkede online platformda uygulanmış olan, migreninin bireysel ve toplumsal yükünü araştırma amaçlı “My Migraine Voice” isimli anket çalışmasının Türkiye verilerini irdelemektir.
Yöntem: Önceden belirlenen kriterler dahilinde (%90 hasta koruyucu tedavi kullanmış olmalı ve bunların %80’i tedaviyi değiştirme ihtiyacı duymuş olmalı), son 3 ay içerisinde, ayda ≥4 gün migren tipi başağrılı günü olan hastalara 88 soruluk online anket uygulanmıştı. Migren atağının sadece başağrısı değil, ayrıca prodrom ve postdrom fazlarındaki hastalık yükünü belirleme amaçlı sorular ve Genel İş Üretkenliğinde ve Faaliyetlerde Azalma Anketi (WPAI: GH) de çalışmaya dahil edilmişti.
Bulgular: Çalışmaya Türkiye’den toplam 237 hasta katılmıştır. Hastaların %62’si migrenin başağrısı fazı sırasında günlük aktivitelerinde aşırı ve çok aşırı derecede kısıtlandıklarını ifade ederken, prodrom ve postdrom fazlarında da sırasıyla %31 ve %34 oranlarında kısıtlılık bildirmişlerdi. Hastaların %28’i 2 yıldan uzun süredir koruyucu tedavi almaktaydı ve bunların sadece %84’ü kullandığı tedaviden tam veya kısmi olarak memnun olduğunu bildirmişti. Bu oran 2 den fazla ilaç ile tedavi başarısızlığı yaşayanlarda %70 lere kadar düşmekteydi. Aktif çalışan hastalarda, migren ağrısı nedeniyle çalışma zamanının %21’i kaybedilmişti ve genel olarak iş gücü kaybı oranı %67 olarak tespit edilmişti.
Sonuç: Bu çalışma, migrenin prodrom ve postdrom fazları dahil olmak üzere her evrede, bireyin özel ve profesyonel yaşantısında kısıtlılıklara yol açabileceğini göstermiştir. Gelecekte özellikle mevcut tedavilerden yeterince faydalanamayan hastalara yönelik tedaviler planlanması, yaşam kalitesi ve üretkenliklerinin arttırılabilmesi açısından önem taşımaktadır